Index Labels

İmparatorluk ve Haydut Devlet – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)

. . Hiç yorum yok:
İmparatorluklar ”kendi gerçekliklerini kendilerinin yarattıklarına inanırlar” ; uluslararası anlaşmalar, hukuk düzeni, hatta insan hakları onları bağlamaz. Bu yüzden imparatorluklarla ”haydut devletleri” birbirinden ayırt etmek neredeyse olanaksızdır.
Haydut devletler, diğer ülkelerle barış içinde yaşayamazlar; kendi ulusal çıkarlarını kaba kuvvete dayanarak dayatır, diğer devletlerin meşruiyetlerine saygı göstermez, ”uluslararası topluluğa” karşı bir tehdit oluştururlar. Bu devletler, uluslararası anlaşmalar, insan hakları, çevre sorunları gibi insanlığın genel çıkarlarına önem vermezler. Bir haydut devletin ne yapacağını önceden kestirmek çok zordur; çünkü yönetim kademelerinde yalan ve komplo yaygın bir yöntemdir. Bu devletlerin kadroları, bu kadrolarla çıkar çevreleri arasında ”ahbap çavuş” ilişkileri, dolayısıyla yolsuzluk çok yaygındır.
Saldırgan ve yasa tanımaz…
ABD, 11 Eylül’den sonra, kendisine yönelik en büyük tehlikenin terörist örgütlerden ve haydut devletlerden geldiğini, bu bağlamda bir seri ülkeyi hedef aldığını, bu ülkelerde bir rejim değişikliği amaçladığını açıklamıştı. Artık ABD, tehdit olarak gördüğü ülkelere, uygun gördüğü anda müdahale edecekti; ordusunu da bu yönde dönüştürmeye başladı. The Washington Post’un ”Ulusal ve İç Güvenlik” konuları uzmanı William Arkin’ e göre halihazırda Pentagon’un yaklaşık 70 harekât planı var. Bunlardan 40 adedi başka ülkelerle savaşmaya ilişkin tasarımlar. Diğer bir deyişle ABD, 40 civarında ülke için potansiyel bir tehdit oluşturuyor. Bu planlardan 5 adedinin ise adresi daha şimdiden belliymiş.
Her ne kadar ABD, İran’a saldırmaya ilişkin bir planının olmadığını ileri sürüyorsa da geçen yıl New Yorker’dan Seymour Hersh’ in, ABD özel timlerinin İran’a sızdıklarına ilişkin haberi, İran topraklarına tecavüzün başladığını gösteriyordu. İran da bu ayın başında, ABD’yi pilotsuz uçaklarla hava sahasını ihlal etmeye devam ettiği için BM Güvenlik Konseyi nezdinde protesto etti (The Washington Post, 08/11).
ABD’yi bir imparatorluk olarak gören Bush yönetimi, insan haklarını da ihlal etmekten çekinmiyor. Bush yönetimi Guantanamo ve Ebu Garib skandallarından sonra başlayan tartışmalarda, işkenceyi yasaklama taleplerine direniyor. 13 Kasım günü CNN’nin ”Late Edition” programına çıkan, Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley , ”güçlendirilmiş sorgu tekniklerinin” … ”yasaklanmasının geçerli olmadığı bazı durumların olabileceğini Beyaz Saray’ın kabul ettiğini” söyledi. Wall Street Journal da zaten bir süredir, ”Gerektiğinde işkence yapılabilir” tezini işliyor (Örneğin Mark Bowden , 13/11). CIA’nın bazı ülkelerde oluşturduğu ”Kara Mekânlar” a ilişkin haberler de işkencenin çoktan yaygın bir uygulama haline gelmiş olduğunu kanıtlıyor. Felluce’de kimyasal silahlar kullanılması da, Cenevre Anlaşması’nı çoktan rafa kaldıran ABD’nin, savaş suçlarını yargılayacak bir Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne karşı çıkışını açıklıyor.
Güvenilmez, hesapsız ve yoz
ABD’nin Irak Savaşı’na giderken diğer devletleri peşinden sürüklemek amacıyla sistemli bir biçimde yalan söylemiş olması, ”Plamegate” skandalı, ABD’nin davranışları önceden kestirilemeyen, güvenilmez ve komplocu bir ekip tarafından yönetildiğini gösteriyor.
Özelde, Başkan Yardımcısı Cheney ve Dışişleri Bakanı Rice’ ın enerji şirketleriyle, genelde yönetimin askeri-sınai kompleksle girift ilişkilerine; atamalarda, örneğin FEMA’nın (Federal Acil Durum Ajansı) başına Michael Brown’ un getirilmesine, Yüksek Mahkeme Heyeti’ne Harriet Miers’ ın adaylığına, Bolton’ un BM temsilciliğine bakarak yönetimde yetenekten daha çok başkana sadakatin, nepotizmin egemen olduğunu söyleyebiliriz.
İmparatorluklarla haydut devletlerin bir diğer ortak özelliği de, kaynakların hesapsızca, gelecek düşünülmeden harcanmasıdır. Özellikle imparatorluklar, Bill Bonner ve Addison Wiggin’ in geçen ay yayımlanan Borç İmparatorluğu: Epik Mali Krizin Yükselişi başlıklı çalışmalarında vurguladıkları gibi, çöküş dönemlerinde, umursamaz bir biçimde borçlanarak hesapsız bir biçimde harcıyorlar, tıpkı Roma İmparatorluğu’nun son döneminde olduğu gibi. 15 yıldır hızla büyüyen cari açık, tüketici borçları, kamu borçları, Bush yönetimi döneminde oluşan devasa bütçe açığı, ABD’nin de benzer bir yolda olduğunu gösteriyor.
İmparatorluklarda devlet makinesini ‘yağlamak’ için, şu günlerde ABD’de çok konuşulmaya başlanan, Abramoff – Tom Delay , Savafian , Hıristiyan Koalisyonu lideri Ralph Reed ilişkilerindeki gibi (Christian Science Monitor, 14/11), parazit bir iş takipçileri, rüşvetçiler, dolandırıcılar tabakası oluşuyor. İmparatorluklar yozlaştıkça, halklarının özgürlüklerini giderek daha çok kısıtlıyorlar, adeta haydut devletlerin yoz diktatörleri gibi… Bush yönetimi de, savaş karşıtı kiliselere bile, Vergi Dairesi (IRS) eliyle baskı yapmaya kalkıyor (The Nation, 08/11). Benzerlikler gerçekten çok çarpıcı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder